Gothic Tanrıça

16/8/2009 - Yaşamın Üzerine Sayıklamalar...

Kategori: HayataDair

Kaç aşk ve kaç aci sevinç içinde anılır

Kaç yokluk bir sarılış hayali içinde dinebilir

Ki sarıldığım sadece o tatlı gecelerden kalan emanetlerdir

Sevdiğini bildiğim şarkılar dinliyorum durmadan

Yüreğin titrerse eğer bir nota akışında

Anla ki o şarkı sana yazılan sevdamdır

Her şairin dilindeki şiir

Her bestekarın avuçlarındaki nota denizi sanadır

Ne varsa aşka dair benden sana yazılır

Benden sana söylenir

Seni her anış ruhumuzun ve tenimizin yangınıdır

Sen yatağısın dokunuşlarımın

Ve yastığısın öpüşlerimin

Gecenin konukluğu sanadır

Ve ayışığının aydınlatma sevinci sana dairdir

Ve ne varsa gök kubbesinde

Ve karanlıkta ve aydınlıkta ne varsa bulduğum

 Hepsi senin anlamına dairdir

 

Çinin bilinmezliklerinden ipek yoluna

Her yük kervanında

Ve her baharat tanesinde

İpeğin yürek çelen yumuşaklığındasın

Seni taşır herkes sonsuz kervanla

Ve hepsinin yolculuğu banadır

Ya gözlerinden bir ışık düşmüştür

Kumaşa ilmik olmuştur

Ya sesinden bir hece yankılanmıştır

Yemeğime tuz olacaktir

Ya da uykundan bir rüya yayılmıştır rüzgara

Çayıma şeker olacaktir

Özlüyorum evet seni

Düpedüz yangınlar içinde

Ve bu yüzden ayrılık şiirleri okuyorum durmadan

Hüzne dair ne varsa topluyorum etrafıma

Bir yerden kulağına çalınırsa eğer bir sevdalı fısıltı

Yanık bir kemanın yayında

O çağıldıyan benim sesim

Seni söylüyorum hüzünkar bir coşkuda

Çünkü ayrılığın da coşkundur sevgili

Ayrılığın da tutkudur bana

 

Eski mısırdan çıkıp bugüne yayılan tarihtesin

Ben dikmedim ki piramitleri

Saklamadım mi sevdamızın gizini içlerine

Kaç yeraltı şehri inşa ettim de

Eleleğimize göz değmesin diye

Sığınmadık mı kimsesizliğe

Ve sonra firavunların zulmünden dolayı

Sadece senin bir gözyaşın döküldü diye

Ayak topuğuna küçücük bir diken battı diye

Musanın sopasından kızıl kan akmadı mı

Nilin yüzeyine yansıyan ışık üstüne

Nilin ışığının kutsallığına ibadet etmedi mi gökler

İşte bendim o

Aşkın ışığına kosan pervane gibi yani

Başı tenine secdeye gelen

Islanmadım mı teninden ruhuna coşan akışınla

Kaç sevda gecesinde

Kaç alem yarattık biz sevişmelerin koynunda

 

Çöl sıcağında bir damla su neyse

Öyledir canım kirpiğinin değmesi tenime

Hiç bir yokluk ve sensizlik yok etmedi seni

Yüreğimde yaşıyor sevdan

Kocaman bir huzur ormanı gibi

Bak gölgenin altındaki yanan güneşe

Seni gör istersen her yansımada

Gölgenin ne hükmü kalır artık

Ağacın ve ormanın

Seni anışlarda yanan bu ruhum

Böylesine uçuşmuşken enginlere

 

Şimdi hangi okyanus sığar beni

Hangi pınar doyurabilir sussuzluğumu

Açlığım güzelliginden başlar haykırışa

Açlığım senin ruhundaki mana kadar büyük

Öyleyse bir sen dindirebilirsin özlemlerimi

Yokluğundan sonra benimki yokluktan daha çok

Ben anlamsızlığın pençesindeyim

Hiçim yani.. çünkü cehennemlerdeyim....

Gassan SATAR

Kaç aşk ve kaç aci sevinç içinde anılır

Kaç yokluk bir sarılış hayali içinde dinebilir

Ki sarıldığım sadece o tatlı gecelerden kalan emanetlerdir

Sevdiğini bildiğim şarkılar dinliyorum durmadan

Yüreğin titrerse eğer bir nota akışında

Anla ki o şarkı sana yazılan sevdamdır

Her şairin dilindeki şiir

Her bestekarın avuçlarındaki nota denizi sanadır

Ne varsa aşka dair benden sana yazılır

Benden sana söylenir

Seni her anış ruhumuzun ve tenimizin yangınıdır

Sen yatağısın dokunuşlarımın

Ve yastığısın öpüşlerimin

Gecenin konukluğu sanadır

Ve ayışığının aydınlatma sevinci sana dairdir

Ve ne varsa gök kubbesinde

Ve karanlıkta ve aydınlıkta ne varsa bulduğum

 Hepsi senin anlamına dairdir

 

Çinin bilinmezliklerinden ipek yoluna

Her yük kervanında

Ve her baharat tanesinde

İpeğin yürek çelen yumuşaklığındasın

Seni taşır herkes sonsuz kervanla

Ve hepsinin yolculuğu banadır

Ya gözlerinden bir ışık düşmüştür

Kumaşa ilmik olmuştur

Ya sesinden bir hece yankılanmıştır

Yemeğime tuz olacaktir

Ya da uykundan bir rüya yayılmıştır rüzgara

Çayıma şeker olacaktir

Özlüyorum evet seni

Düpedüz yangınlar içinde

Ve bu yüzden ayrılık şiirleri okuyorum durmadan

Hüzne dair ne varsa topluyorum etrafıma

Bir yerden kulağına çalınırsa eğer bir sevdalı fısıltı

Yanık bir kemanın yayında

O çağıldıyan benim sesim

Seni söylüyorum hüzünkar bir coşkuda

Çünkü ayrılığın da coşkundur sevgili

Ayrılığın da tutkudur bana

 

Eski mısırdan çıkıp bugüne yayılan tarihtesin

Ben dikmedim ki piramitleri

Saklamadım mi sevdamızın gizini içlerine

Kaç yeraltı şehri inşa ettim de

Eleleğimize göz değmesin diye

Sığınmadık mı kimsesizliğe

Ve sonra firavunların zulmünden dolayı

Sadece senin bir gözyaşın döküldü diye

Ayak topuğuna küçücük bir diken battı diye

Musanın sopasından kızıl kan akmadı mı

Nilin yüzeyine yansıyan ışık üstüne

Nilin ışığının kutsallığına ibadet etmedi mi gökler

İşte bendim o

Aşkın ışığına kosan pervane gibi yani

Başı tenine secdeye gelen

Islanmadım mı teninden ruhuna coşan akışınla

Kaç sevda gecesinde

Kaç alem yarattık biz sevişmelerin koynunda

 

Çöl sıcağında bir damla su neyse

Öyledir canım kirpiğinin değmesi tenime

Hiç bir yokluk ve sensizlik yok etmedi seni

Yüreğimde yaşıyor sevdan

Kocaman bir huzur ormanı gibi

Bak gölgenin altındaki yanan güneşe

Seni gör istersen her yansımada

Gölgenin ne hükmü kalır artık

Ağacın ve ormanın

Seni anışlarda yanan bu ruhum

Böylesine uçuşmuşken enginlere

 

Şimdi hangi okyanus sığar beni

Hangi pınar doyurabilir sussuzluğumu

Açlığım güzelliginden başlar haykırışa

Açlığım senin ruhundaki mana kadar büyük

Öyleyse bir sen dindirebilirsin özlemlerimi

Yokluğundan sonra benimki yokluktan daha çok

Ben anlamsızlığın pençesindeyim

Hiçim yani.. çünkü cehennemlerdeyim....

Gassan SATAR

 

 

 

Yorum yaz!

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

siir

Bağlantılar

• Ana Sayfa
• Profilim
• Arşiv
• e-posta

Kategoriler

Arkadaşlarım

• gramostolarosea
• Blogcu Yardım
• miqropum
• tuyasu
• kutsanmisacilar
• esranindunyasi
• divided
• ssergeant
• lostmermaid
• salaswear
• tmlkaan